Aronyayı keşfeden iki kardeş markasını kurdu… Mucize meyve girişimcilere kapı açtı

TESADÜFEN karşılarına çıkan bir meyve ile başladı girişimcilik serüvenleri… İki kız kardeş Aynur Rona ile Songül Koç el ele verdi ve zorlu bir yolculuğa çıktı. Pandemi döneminin başında olmalarına rağmen geri adım atmayan girişimciler, süper meyve olarak bilinen aronyayı Türkiye’de üretmeye başladı. Mor Aronya Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Rona ile yola çıkış hikâyelerini ve yeni dönem hedeflerini konuştuk…

Kardeşi Songül Koç’un eşi Mehmet Koç’un yurtdışı seyahatinde aronya meyvesini gördüğünü ve ailenin de tatması için Türkiye’ye getirdiğini belirten Aynur Rona, “O dönem bizim için de yabancı bir meyveydi. Araştırma yapınca faydalarını öğrendik. Eniştem Mehmet Koç da bizi cesaretlendirdi ve ‘Bu işe kadın eli değmeli’ dedi. Çocuklarını büyüten ve iş hayatına dönmek isteyen iki kardeş olarak biz de neden olmasın dedik ve yola çıktık” dedi.

Songül Koç – Aynur Rona 

POLONYA’DAN FİDAN GELDİ

Yeni iş fikrinin pandemi dönemine denk gelmesi nedeniyle birçok zorluk yaşadıklarını ama çalışmaya azimle devam ettiklerini dile getiren Rona, “Bu süreçte araştırmalar yaptık. Nereden fidan alıp Türkiye’de nerede yetiştireceğimize baktık. Gördük ki Yalova Atatürk Bahçe Bitkileri Enstitüsü’nde 2007’de bir doktora öğrencisinin çalışması ile Türkiye bu meyve ile tanışmış ve Yalova merkezi olmuş. İlk önce orada ekime başladık. Sonrasında ise Polonya’dan getirdiğimiz fidanlarla işi geliştirdik. Kırklareli’nde 200 dönüm alanda 100 bin fidanla üretime başladık” diye konuştu.

GIDA TAKVİYESİ OLDU

2020 yılında kurdukları markaları için hem yetiştirdikleri hem de anlaşmalı çiftçilerden aldıkları aronyaları kullandıklarını belirten Aynur Rona, kurutulmuş aronya, aronya sirkesi, tozu, suyu, kurusu, konsantresi, reçeli, marmelatı gibi çeşitli ürünler geliştirdiklerini aktardı. Kendi portalları ve Türkiye’nin bilinen büyük e-ticaret siteleri aracılığıyla tüketiciye ulaştıklarını belirten Rona, “Malatya Pazarı ve Boynerlerde yer alacağız. Marketlere giriş için görüşmeler sürüyor. İlerleyen dönemde taze meyve ve dondurulmuş ürün olarak da satış planlıyoruz” şeklinde konuştu. Aronyanın sağlık üzerindeki faydaları nedeniyle gıda takviyesi alanına da adım attıklarını belirten Rona, kapsül, toz ve çiğnenebilir formatta ürünler geliştirdiklerini aktardı.

AVOKADO GİBİ TANINACAK

Henüz yolun başında oldukları için fason üretim yolunu seçtiklerini dile getiren Aynur Rona, “Firmaların sertifikasına bakıyoruz ve özenle seçim yapıyoruz. Ürünü verirken, ürün çıktığında yeni analizler yaptırıyoruz ve bu süreçte eczacılık fakültesinden hocalardan destek alıyoruz. Hedefimiz ise 2 yılda Yalova’da kendi tesisimizi kurmak” dedi.

 Türkiye’de tüketicilere aronyayı tanıtmak istediklerini belirten Rona şöyle devam etti: “Gelen talepler ve siparişler ürünün tanınmaya başladığını gösteriyor. 5-6 sene önce kolajeni bilmezdik şimdi temel gıda takviyelerinden oldu. Ya da 10 yıl önce avokado bize yabancıydı, şimdi tüketmeye çok alıştık. Aronya için de benzer süreç neden olmasın.”

TÜRKİYE’DE İLGİ ÇEKTİ

YÜZYILLAR boyunca Kızılderililer tarafından kullanılan ve anavatanı Kuzey Amerika olan Aronya meyvesinin1900’lü yılların başında Rusya’da yetiştirilmeye başlandığını söyleyen Rona, Çernobil felaketi sonrası tedavi amaçlı kullanıldığını kaydetti. Bugün en büyük üretici ülke konumunda ise Polonya’nın bulunduğunu belirten Aynur Rona şu bilgileri paylaştı: “Verilere göre dünya genelinde toplam 7 bin 791 hektar alanda 54 bin 68 ton aronya üretimi gerçekleştiriliyor. Ülkemizde ise Yalova’nın coğrafi işaret aldığı aronya, Yalova’nın yanı sıra Çanakkale, Kırklareli, Samsun, Antalya ve Bursa’da ön plana çıkıyor. 2022 itibarıyla Yalova’da 61 üretici toplam 130 dekar alanda aronya bitkisi yetiştiriyor. Ayrıca, şehirde 40 dekar alan da organik aronya üretimine ayrılmış durumda. Her geçen senetarımsal üretimi yaygınlaştı ve çiftçilerimiz tarlalarını aronya üretilecek hale getirmeye başladı. Markamızı büyütürken küçük üreticileri de cesaretlendirmek istiyoruz. Tesisimizi kurduğumuzda onlara üretimi öğretmeyi ve işbirliği yapmayı planlıyoruz.”

ZORUNLU E-FATURA DÖNEMİ BAŞLIYOR

2022 veya müteakip hesap dönemleri için brüt satış hasılatı için 3 milyon TL ve üzeri olan mükelleflerin e–Fatura’ya geçişi için son tarih 1 Temmuz 2023 olarak belirlendi. Teknolojinin gelişmesi ve pek çok şeyin dijitalleşmesiyle birlikte e-faturanın hem daha pratik hem de çevre dostu olduğunu belirten KolayBi’ CEO’su Gökhan Boyana, “KolayBi’ olarak sunduğumuz e-fatura hizmeti sayesinde tahsilat ödeme süreçleri kısaldığı gibi nakit işlemleri de oldukça hızlanıyor. Faturaların kaybolması sorunu da ortadan tamamen kalkıyor. Faturaların oluşturulması, gönderilmesi ve gerekli yerlere ulaştırılmasındaki süre minimum seviyeye düştüğü için iş verimi de otomatik olarak artıyor. Mürekkep, kâğıt ve basım maliyetleri de ortadan kalkarak doğanın sürdürülebilirliğine katkı sağlanıyor. Ayrıca e-faturayı tercih eden müşterilerimiz yer ve zaman fark etmeden, diledikleri yerden e-fatura oluşturup iletebiliyor. Yasal prosedürlerin de desteklediği şekilde e-faturalarını 10 yıl boyunca saklayıp diledikleri zaman erişebiliyorlar” diye konuştu. Boyana, işletmeler için yeni bir hizmeti devreye alacaklarını, işletmelerin ayrıntılara boğulmadan sadece satış ve fatura yönetimi ile fatura kesmeye başlayabileceklerini ekledi. 

DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE KADINLAR ÖNDE

Pandemi sonrası esnek çalışmanın yaygınlaşması, online ticaretin hız kazanması gibi sebeplerle rekabette öne çıkmak için dijitalleşmenin şart olduğu bir döneme girildi. Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, kadınlar tarafından yönetilen işletmeler engellerle karşılaşmalarına rağmen dijitalleşmeye çok hızlı adapte oluyor ve dijital platformları daha çok kullanıyor. Kadınların yönetici olarak görev aldığı şirketlerin günün değişen koşullarına ve dijitalleşmeye daha çabuk adapte olduğunu belirten akademisyen ve işinsanı Aslı Erem, “Dünya Bankası tarafından düşük ve orta gelirli ülkelerdeki 40 bin firmayla yapılan bir ankete göre, kadınların liderliğindeki küçük ve mikro işletmeler dijital platformları daha çok kullanıyor. Bu bilgilerden de yola çıkarak kadınların yönettiği şirketlerin daha dijital olduğunu söylemek mümkün. Kadın girişimciler, değişime açık olmaları ve hızlı adaptasyon yetenekleri sayesinde küresel zorluklara yeni çözümler getirebilirler. Ancak kadınlar tüm dünyada işletmelerini büyütürken pek çok engelle karşılaşıyor. Kadınlar tarafından yönetilen işletmelerin ve kadın girişimcilerin desteklenmesi yeniliğe ve dijitalleşmeye kolay adaptasyonu da beraberinde getirecektir” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

diyarbet
mrbahis
favorislot
markaj giriş
trwin
big bass bonanza oyna
gates of olympus oyna
egt oyna
favorislot
markaj giriş
trwin
betingo
bahisbudur
tarafbet
casi pol
casipol giriş
casipol giriş
casipol
casipol
romabet
tarafbet
mrbahis
casipol şikayetvar
casipol giriş
casipol twitter
casipol şikayet
casipol
casipol güncel giriş
casipol güncel
casipol giriş
casipol girişi